6 günlük tembellik deneyimi (ve aynı zamanda işkencesi)

1 trilyon! Boru değildi. Dava değeri 1 trilyondu. S Hanım D Bey’in dilekçesi için “Bok gibi olmuş” dedi. D Bey kovulduğundan beri onunla kendimi özdeşleştirmekten geri duramıyorum. Avukat değildi D Bey, akademisyendi. Ancak ders verdiği üniversiteden de kovulmuştu. Aramız iyi sayılırdı. Ancak son zamanlarda sevmiyordum D Bey’i. Odada yemek yedim diye demediğini bırakmamıştı. Habire nişanlısıyla telefonda konuşuyordu. Dikkatim dağılıyordu. Nişanlısını da saçma buluyordum. D Bey kendisi de evlenmek istiyor değildi. Sanki zorla evlendiriyormuşlar gibi bir hali vardı. Bütün gün bu çiftin telefonda nişan pastası seçmesini dinliyordum. Ancak kovulduktan sonra ne hikmetse onu özlemeye başladım. Şimdi kocaman odada, yapayalnızdım. Ve D Bey’in dilekçesi gayet de güzel olmuştu. S Hanım şimdi bu işi bana verdi.

Önümde koca 4 gün vardı. Önce karar araştıracaktım. Cumartesi işe gittim. İnternete girdim. Karar aradım, bulamadım. Zorlanınca biraz dans ettim. Döner sandalyede döndüm. Resim yapıp feysbuka koydum. Derken X Bey aradı:

-Az sonra bir arkadaşım gelecek Nevin. Ona kapıyı açarsın.

Gelen arkadaş mükemmel vücutlu ve son derece kibar bir kadındı. X Bey beni işaret ederek: “Nevin” dedi, “Gelmiş geçmiş en iyi stajyerim.”

İnşallah sonum D Bey gibi olmazdı.

Pazar günü Galata’da Osman’la buluştum. Osman’la buluşmayı aslında çok istemiyordum. Yıllar önce çalıştığım tercüme bürosunda tanışmıştık. Osman’ı hiçbir zaman aramazdım. Ancak sırf bu yüzden aradığında da buluşmamamazlık edemezdim. Sadece içten olmak için aşk hayatımdaki son gelişmeleri anlattım. Saatler böylece geçti. Sıfıra sıfır elde var sıfır.

Pazartesi yılbaşıydı. İşe gittim. Dilekçeye yoğunlaşmak istiyordum. Ancak Sekreter Hanım vergi dairesine gitmemi o kadar sıkılarak rica etti ki kıramadım. Sonuçta araştırmayı tamamlamamış oldum.

Pazartesi akşamı bir arkadaşımın evine gittim. Arkadaşım dışında kimseyi tanımıyordum. Erkek arkadaşının arkadaşları vardı. Aralarında bir avukat vardı. Onunla konuşmaya başladık. Bacağı hafifçe bacağıma değiyordu, ben de çekmiyordum. Ancak belki de bu benim kendi kuruntumdu. Zira hiçbir şey olmadı.

Salı günü arkadaşımla film seyrettik. Sonra Suadiye’de ortak bir arkadaşımızı gördük. Bu akadaş da tembelliğinden yakındı durdu. Hepimiz tembeldik, ne güzel. İçim rahatladı. Eve gittim, artık çalışmalıydım. Ama çalışmadım. Merhaba Hüzün’ü okudum. Sevgilimi aradım, 3G teknolojisi sayesinde görüntülü görüştük. Sonra uyuyakalmışım.

İçimde berbat bir his vardı. Midem Pazartesi içtiğim viski ve tekila şatlardan bulanıyordu. Rüyamda kusuyordum. D Hanım gelmiş bana sarılıyordu. D Hanım’ı hayal kırıklığına uğratmak dayanılmazdı. Sana Güveniyorum Nevin demişti bana. Rüyamda hisse devirleri yapılıyordu. Ben ne yapıyordum? Hiç! Hiç! Hiçbir şey yapmıyordum. Ben D Hanım’ı hak etmiyordum. O temiz, o titiz, o bekar ve düzenli D Hanım, o erkekleri aşağılayan, X Bey’in onca saygı ve yakınlık duyduğu, ve hatta çekindiği D Hanım! D Hanım, ne olur beni affedin. Ben sizin gibi değilim. Ben tembel bir serseriden başka bir şey değilim. Sizi yanılttım, evet, ama çok da sevdim aynı zamanda.

Ertesi gün işe gittim. D Hanım sorun değil dedi. Cuma sabahı elimde olsun. Olsun tabi D Hanım. Olacak. Çok özür dilerim. Yetiştiremedim. Hastaydım.

Akşam eve gittiğimde bir de baktım bizimkilerin liboş arkadaşları gelmiş. Keyiflendim. Binnur Teyze her daim işyerindeki milliyetçi arkadaşlarını nasıl dumur ettiğini anlatırdı. Azınlık hakları en sevdiği konuydu. Ben de böyle şeyleri dinlemeyi severim, sonuç olarak dilekçeyi yine yazamadım. Sevgilimi aradım. Sevgilim kitapçı dükkanı işletiyordu ve yayıncılık faaliyetleri yürütüyordu. Bence aşırı cool bir tipti. 3G ile görüntülü görüştük. Neden sonra uyuyakalmışım.

Kanepede üzerime doğru eğilen bir karartı ile uyandım. “Kırtasiyeciiiiii” diye çığırdı bu ses. “Kırtasiyeciyle mi çıkıyorsun?” “Baba?” dedim. “Kırtasiyeciyle çıkıyorsun he mi” dedi gevrek gevrek gülerek. İşte benim anamın babamın sorunu da bu bence. Taşra kökenli, eğitimle sınıf atlamış gibi olan ailelerin ortak sorunu bu hatta. Bu kişilerin paraları yok, meslekleri var. Ona kırtasiyeci buna badanacı şuna esnaf diye diye (yani freelance işler yapacak cesareti gösteren yaratıcı kişileri yaftalaya yaftalaya) çocuklarının avukat olmasına sebebiyet veriyorlar. Banyoya gittim, yüzümü yıkadım. İçimde koca bir çaresizlik. Yarın bari işe 7de gideyim, diye düşündüm.

Bugün işe 9da gittim. Geldiğimde D Hanım gelmişti. “Bugün dilekçeyi bitir Nevin’ciğim.” dedi, “Sana güveniyorum.” “Tabi D Hanım.” dedim.

Biraz yazdım, ama ilerlemiyordu. Geyikçiftliğindelaklakyapalim.com’a girdim. Admin bana yine laf çakmış. Ona laf yetiştirdim. Bu Admin her şeyde bel altı vuruyordu. Demek istediklerimi en anlaşılmayacak noktasından anlıyor, ona göre dalga geçiyordu. Ona destan gibi yorumlar yazdım.

Şimdi bu yazıyı yazıyorum, hala da Levent’teki güzel ve şirin işyerinde, tatlı ve düzenli masamdayım. Dilekçe bitmedi. Ama inanıyorum, gece uzun. İnanıyorum ki bitecek.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s