Stayjerin lokumla imtihanı (iş yerinde hediye kabulü gibi uncool kadın hava atması)

“4. ayda meslek hastalığına yakalandım” diyorum kendime. Meğersem omurga ne kadar önemli bir şeymiş. Sırtım ve belim o kadar ama o kadar çok ağrıyor ki dünyanın bana anlayışla yaklaşarak “Hadi sen eve git” demesini isterdim. Ama keyfiyeti patrona söylediğimde “Şimdiden mi? Kendini hazırla, daha da kötü olacaksın” dedi. Üstelik sanırım artık kimse beni eskisi kadar beğenmiyor. Sanırım biraz da saçlarını başlarını yoluyorlar. Çünkü bir beyan dilekçesi yazmayı unuttum, bir araştırmayı geciktirdim, Hakem Heyetine yolladığım posta geri döndü. Bunların hepsi de ben değil belim yüzünden oldu bence. Ama kimse bu savımı ciddiye almıyor.

SEN VE BELİN BİR BÜTÜNSÜNÜZ VE ŞIMARIK ŞIMARIK TOLERE EDİLMEYİ BEKLEME VE ONLAR SENİN PATRONUN ANAN BABAN DEĞİLLER.

Yine sessiz bir sabahta bu düşünceler içindeyken telefon çaldı. “Nevin Hanım, misafirin var.” Girişe doğru gittiğimde ise uzun boylu, esmer 2 delikanlı ile karşılaştım. Bir tanesi bana doğru geldi “Ben Erdal. Sana Serhat’tan bir hediye getirdim.”dedi. Erdal tam tarif edildiği gibi biriydi. Bana bakıyor ve gülümsüyordu. Stajyer no 2 ve sekreter bana bakıp “Ne iş” gibilerinden işaretler yaptılar. Ben de onlara durumla ilgim olmadığını ve hiçbir fikrim olmadığını anlatan tuhaf surat ifadeleriyle karşılık verdim. Sonra bu ifadeleri Erdal’ın görmüş olabileceğini düşünüp paniğe kapıldım. Zira kendisine karşı son derece minnettar olmakla beraber sadece durumumu kurtarmak lazım geldiğinden o işaretleri yapmıştım. Çünkü aşırı derecede utanmıştım ve gizli olması gereken bir şey açığa çıkmıştı: hayatımda iş yerine lokum gönderen birisi vardı ve şimdi bir açıklama bekleniyordu. Sanki insanlar bana “NE? YOKSA SEN TANIDIĞIMIZ HAFİF SÜMSÜK VE ÇOKÇA ŞAŞKIN, ZAMAN ZAMAN DA ŞAKACI STAJYER DEĞİL MİSİN? YOKSA İŞ DIŞINDA GECELERİ GİZLİCE YAŞADIĞIN BAŞKA BİR HAYATIN DA MI VAR YUH. VE DE HEDİYE ALMAK DA NEYİN NESİ VUHU BUNU AÇIKLAMALISIN”diyecekti ve işyerinde çizdiğim sıkıcı ve makul imajı genişletip çizdirmek hoşuma gitmiyordu. Herkesten sakladığım bir takım şeyler vardı. O dünyalar ayrı ayrı var olmaya devam etsin istiyordum.

Erdal gittikten sonra hem Erdal’ı hem sekreteri, hem de stajyer no 2’yi hayal kırıklığına uğratmış olmanın verdiği ezikliği içimde taşıyarak meraklı kişilere olayı anlattım. Bir tane çocukla çıkıyor gibiydik. (Nasıl tanıştığımızı açıklamadım) 29 yaşındaydı. Facebooktan fotoğrafını gösterdim. Sonra patron geldi, mutfakta lokumları görüp 5 tane yedi. “Nevin gel buraya” dedi. “Bu lokumlar nerden geliyor bakayım?” diye sordu. “Bir arkadaşım göndermiş X Bey.” dedim. “Bu arkadaş nasıl bir arkadaş anlat bakayım.” dedi. Cevap vermedim. Bir Allahın cezası lokum kutusu yüzünden nelere katlanıyorduk.

Akşama kadar ofiste herkes gelip gelip kutuyu inceledi. “Ay bu kutu müzik de çalıyor!” dedi X Hanım. Ben de utancımı yenerek kimse görmeden 2 tane yedim. Gerçekten gül aromalı ve muhteşemdi.

Ertesi gün X Hanım’la cezaevine gittik, Nijeryalı bir uyuşturucu satıcısıyla görüştük. Göz taramasından geçtik. Nijeryalı adamın elini sıkmamam konusunda X Hanım beni uyardı. Çünkü zenciler pismiş. Ben de kendimi tutamayıp şu ana kadar 1 tane zenciyle çıktığımı söyledim. (Aslında 2 ama neyse) Çok da temizdi, dedim. Gerçekten de çok titiz bir çocuktu. Avrupa Birliği Hukuku kürsüsünde asistandı. Bunu duyan X Hanım “Ay Nevin sen ne anormal bir kızsın çocuğum! Annen baban olsam seni dövmüştüm” dedi. Ben de aslında X Hanım’ı sevdiğimden üstelemedim, konuyu kapattım. Zaten o kadar belim ağrıyordu ve bu hayat enerjimi o kadar çok emiyordu ki bir şey diyemedim. Hemen cezaevinin ne kadar iğrenç olduğundan bahis açtım.

Arabada X Hanım çok şanslı olduğumu söyledi. Günümüzde böyle romantik erkekler kalmamış. Kendi kocası çok hödükmüş. Ben de iş olsun diye “Hepsi öyle X Hanım, hepsi öyle” dedim. Oysaki boşuna! X Hanım bile gizli kalmış, mutsuz olmak dışında gizli işler çeviren ve memnuniyetsiz taklidi yapıp son derece memnun olan beni görmüştü. Çok saklamaya çalışıyordum ama hoşuma da gitmişti. Zavallı ben!

Büroya geri döndüğümüzde ne göreyim? Lokumların hepsi gitmiş! Lokum kutusu bomboştu. Bunu kim yaptı tahmin etmeye çalışırken olayı aşırı komik buluyordum. Bir yandan da iyi olmuştu, çünkü sonuçta rejimdeydim. Hemen telefona sarıldım ve gönderen oğlanı aradım “Biliyor musun, lokum kutusunu boşaltmış, muhtemelen bu şerefsiz patron.” dedim. Güldü, “Olsun ben onun pekmezlisini gönderirim sana, o daha güzeldir.” dedi.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s