ARKADAŞLARINIZ SİZİ NASIL TANIMLAR? KERANACI.

En iyi arkadaşım Şuşu, bir buçuk ay önce Hoyrat Hukuk Bürosu’ndan istifa etti. Hoyrat Hukuk Bürosu, bir plazanın 8 katını kapatmış, avukat giysilerinde 3 renk kuralı getirmiş ve çaycılarına papyon giydiren güzide bir büromuz. Şuşu Hoyrat Hukuk Bürosu’nun tüm kaprislerine tam 5 ay boyunca gıkını çıkarmadan katlandı.Stresten (sonradan geri aldığı) 7 kilo verdi, her daim içinde garip bir karın ağrısı ile dolaşmayı alışkanlık haline getirmişti. Şuşu’nun bu entrika, gammazlama, hataya tahammülsüzlük, performans tablosunda sarı işaretler terörü kısacası mobbing ortamında geçirdiği 5 ay ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte istifa öyküsü de bu öykünün bir devamı olup onu da ayrıntılarıyla söz konusu yazıda anlatmayı düşünüyorum. Şimdilik bu konuda şunu bilmekle yetinebilirsiniz: İstifa öyküsü, Şuşu’nun daha önce hiç görmediği bir belgedeki hatalar yüzünden İngilizce olarak yarım saat boyunca aşağılayıcı ifadelere maruz kalmasını içeriyor.

Ancak şu birkaç aydır stajyerlik hayatında öğrendiğim bir şey varsa o da şudur ki işverenler yüzsüzdür.

Zira hepimiz stajımızın ilk altı ayındayız, avukatlık kanununa ve staj yönetmeliğine göre çalışmamız yasaklanmıştır. Yani Şuşu da İstanbul Barosuna kayıtlı diğer 25.000 stajyer avukat gibi sigortasız, kayıtsız çalışmaktaydı. Bu şekilde bir çalışmanın çalışmadan çok bir “öğrenme” olduğu söylenebilir. Ancak adama “Sen bu insanlara onca saat ne öğretiyorsun hacı?” diye sorarlar diye düşünüyorum. Zira Şuşu sabah işe 9’da gidiyor, gece 2’de yorgun argın dönüyordu. Evlendiğinin ertesi günü dahi yazılacak bir raporu vardı. Üstelik avukat işverenin doğal yüzsüzlüğü sonucu, departman başkanı nikahtan önce arayıp nikahı 15 dakika ertelemesini istemiş, bu isteği reddedilince küsmüştü.

İşverenin yüzsüzlüğü demiştim. Aslında işveren değil sanırım yüzsüz olan sektörün kendisi. Hemen nedenini açıklayayım: Sektör yüzsüzdür çünkü kanun dışı çalıştırdığı stajyerin istifasını “iş ahlakı bakımından bir felaket” olarak görür. Zavallı Şuşu da bir buçuk aydır görüşmeye gittiği her büroya istifa sebeplerini açıklamaktan ve kendini temize çıkarmaya uğraşmaktan bıkmış usanmış vaziyetteydi. Her görüşmeye girdiği yerde karşısına aynı soru geliyordu:

HOYRAT HUKUK BÜROSUNDAN NEDEN İSTİFA ETTİN?

Şuşu ile tesadüfen adliyede karşılaştığımızda iş arayışındaydı. İkimizin de staj değişim günü olduğu için beklememiz gerekti, oturup Beltur’da bir kahve içtik. Şuşu’yu acayip özlemiştim. Blogumu çok beğendiğini, plaza bürolarına daha çok ağırlık vermemi söyledi. İş görüşmelerindeki sorulardan bıkmış. Ona aşağıdaki Yiğit Özgür karikatürünü anımsatıyormuş:

Image

(Arkadaşlarınız sizi nasıl tanımlar? Keranacı.)

En çok sorulan soru ise açık ara neden evlendinmiş. Şuşu da bir görüşmede kendinizi anlatınız sorusuna cevap olarak kendini epeyce anlattıktan sonra “Eylül’de Hoyrat Hukuk Bürosu’nda işe başladım, Ekim’de de evlendim, eşim X Üniversitesi Hukuk Fakültesi X kürsüsünde araştırma görevlisi” demiş bulunmuş. Mülakatı yapanlar da “sormamıştık ama neyse.” demişler.

Buradan ne çıkarıyoruz?

“Evlilik cool değildir ve görüşmelerde “eşinizi” anlatırsanız kendi ayakları üzerinde duramayan ezik bir evlilik meraklısı durumuna düşersiniz.”

(Yemeyin bizi sevgili deneyimli avukatlar. Allah aşkına sizin neyiniz cool ki evliliği cool bulmuyorsunuz? Siz evli veya çocuklu insan istemiyorsunuz çünkü o zaman kimse hayatını size vakfedemiyor. Yani  Allah aşkına.)

Bari çocuk yapmamasını sıkıca tembih ettikten sonra Şuşu’yu arayacaklarını söylemişler.

Bu arada Şuşu, daha sempatik bulduğu başka bir büroya evet demiş.

Bu arada Cool hukuk Bürosu Şuşu’yu gerçekten aramış ve 3 buçuk milyar teklif etmiş.

Sevgili okuyucu, sizi bilmiyorum ama üç buçuk milyar benim için inanılmaz bir ücret. Şuşu için de öyle, bu yüzden Sempatik hukuk bürosuna dokunaklı bir özür maili yazdı:

Sevgili Sempatik hukuk bürosu,

Sizlere geçen hafta büyük bir gönül rahatlığıyla evet demiştim. Ancak sizden sakladığım bir nokta vardı. O da şu ki sizinle anlaşmamızdan bir gün sonra Cool Hukuk Bürosu’na mülakata gittim. Aslında sizinle çalışacağım için biraz da içim rahat gittim açıkçası, hani sırf ayıp olmasın diye. Hoyrat Hukuk’la olan ilişkimi anlatırken dahi baya rahattım yani. Ama sonra bana döndüler sevgili Sempatik Hukuk Bürosu. Ve de verdikleri para sizin vereceğinizin yani ıı, iki katı felan. Ya şimdi şöyle, annemler artık beni beslemekten bıkmış vaziyette. Bu üç buçuk milyar beni baya iyi doğrultur yani. Ya Allah aşkına kim kime veriyor üç buçuk milyar? Ya benim aslında gönlüm sizdeydi. Bunlar beni iyi öttürecek. Ama yani en fazla ne kadar çalıştırabilirler ki? Zaten açıkçası ben biraz da Hoyrat’tan alışkınım. Şimdi ben yeni bir yöntem buldum. Ofisteyken hiç öyle eve gideyim filan diye düşünmeyeceğim. Hani direkt ortama adapte olacağım. Ama bu arada size çok ayıp oldu. Neyse, çok üzgünüm gerçekten. Kendinize iyi bakın.

XOXO, Şuşu.

Sempatik Hukuk Bürosu’ndan Mülayim Bey bu mailden çok duygulanıp Şuşu’ya geri döndü:

Sevgili Şuşu,

Mailin için teşekkür ederiz. Hayatta hepimiz bir noktada birtakım seçimler yapmak durumunda kalıyoruz. Bu yüzden kendini bu kadar üzme. Sana yeni işinde başarılar diliyoruz. Yolun açık olsun.

Sempatik Hukuk Bürosu Ailesi adına,

Mülayim Şükür

Şimdi üç buçuk milyar gerçekten süper bir ücret. Ama bunu saate bölünce yine saatine 3 milyona filan denk geleceğine inanıyorum. Zira ben kendiminkini hesaplamıştım. Haftada 60 saat çalışıyor olsam ayda 240. 500 bölü 240 saat ücretim 2 milyon diye hesaplamıştım. Hiçbir işverenin de biz etajerlere daha fazlasını vereceğine inanmıyorum. Bir şekilde saatten dengeliyorlar. Ancak müvekkilden stajyer çalışma saat başı ücreti olarak yaklaşık 100 dolar- 100 euro arası bir meblağ alınır. Sanırım bizler paradan ziyade birtakım manevi karşılıklar alıyoruz. İşin ilginç tarafı, biz Şuşu’yla üniversite 2’nin yazında Amerika’da hamburger sattık. Ve ikimizin de saati 7 dolardı. İşten sonra çıkıp gölde yüzmeye gidiyorduk. Şuşu Amerika’ya acayip iyi uyum sağlamıştı. Şuşu’nun mükemmel bir İngilizcesi vardır. Gerçi Şuşu orada da biraz geriliyordu. Bulaşıklar tam temiz olmadı patates bitti filan diye dertleniyordu. Yani Şuşu gerçekten iş ahlakı da TOEFL puanı gibi (114/120) son derece yüksek olan bir kızdır. Şimdi ise iş ahlakının habire sorgulanıyor olmasını biraz manidar buluyorum.

Advertisements

2 thoughts on “ARKADAŞLARINIZ SİZİ NASIL TANIMLAR? KERANACI.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s